CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?

Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu
Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu

Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu? Mart 2019
yerel seçimleri öncesinde Chp’nin bugün itibariyle
adaylarını açıklaması bekleniyor. Geçtiğimiz haftalarda
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok ilin
belediye başkan adaylarını açıklamıştı. Bugün ise
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’un birçok ilin
belediye başkan adaylarını açıklaması bekleniyor.
Açıklanacak bu illerin başında ise Bursa geliyor. Peki
CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birçok büyükşehir
belediye başkanını açıklamasından sonra gözler Chp’nin
üstüne döndü. 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler
öncesinde mutlak zafer sloganıyla seçimlere katılacak
CHP’de Bursa ayrı bir öneme sahip. Peki CHP Bursa
Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?

kucukcekmeceden.com – Göktuğ EFİL

CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?

2019 CHP Bursa Belediye Başkan adayı kim? Mart 2019
tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesinde bugün
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı adaylarını açıklaması
bekleniyor. Yapılacak toplantıdan sonra Cumhuriyet Halk
Partisi Yerel Yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı
Seyit Torun’un kameralar karşısına geçip, adayları
tanıtması bekleniyor. Tanıtılacak bu adaylardan en merak
edileni ise şüphesiz Bursa. Türkiye’de hem oy potansiyeli
hem de dinamikleriyle özel bir şehir olmuş Bursa’yı
CHP çok istiyor. Bursa için ayrı bir önemle çalışan Cumhuriyet
Halk Partisi burada iktidar olmayı hedefliyor. Peki CHP
Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu? Chp Bursa Adayı Kim?

Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu: BURSA

Uygarlıklar beşiği Anadolu’nun cennet köşelerinden Bursa ve
çevresi, çok eski çağlardan beri yerleşimlere sahne olmuştur.
Bölgede eski yerleşim alanlarının yarattığı uygarlıkların
günümüzden 7 bin yıl öncesine gittiği, Ilıpınar Höyüğü kazılarında
ortaya çıkmıştır. Höyükte yapılan kazılar sonucunda, MÖ. 5200
yıl öncesine dek inen bir yerleşim alanı bulunmuştur.

Bursa’nın 7 km. kuzeyinde Demirtaş nahiyesinin 2,5 km. güneyinde,
90 m. çevresi 5 m. yüksekliği olan “Demirtaş Höyüğü” yer almaktadır.
Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kâse,
küp ve testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken
bronz çağdan kalmış olup MÖ. 2500’lü yıllara tarihlenir.

“CHP Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?” Adlı Haberi Okuyun

Kentin 14 km batısında, Çayırköyü’nün 1 km güneybatısındaki
“Çayırköy Höyüğü’nün” boyutları da Demirtaş Höyüğü ile aynıdır.
Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı, kahverengi ve
siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı
elde, çok azı ise çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu
MÖ. 2700 yılına aittir.

MÖ. 3. yüzyılda Bithynialılar ve Prusiaslılar tarafından kurulan
kentin ilk adı “Prusa” idi. Yazılı kaynaklarda “Bitinya” olarak
da geçen Bursa ve çevresinin en eski yerleşimleri İznik Gölü
çevresindedir. Sadece İznik Gölü çevresinde, taş devirlerinde
kurulduğu anlaşılan yedi önemli höyük bulunmaktadır. Bunlardan
Orhangazi yakınlarındaki Ilıpınar ve onun 750 m. kadar doğusundaki
Hacılartepe Höyüğü, Orhangazi-İznik yolunun Yeniköy altı mevkiinde
Tepecik Höyüğü, İznik Gölü’nün doğusunda ise Körüstan, Üyücek Tepe,
Höyücek ve Karadin höyükleri bulunmaktadır.

İnegöl kent merkezinde, Cumatepe höyüğü ile 3 km doğusunda bulunan
Doğutepe Akhisar höyükleriyle Yenişehir Babasultan Höyüğü tarih
öncesi devirlere ait yerleşimleri işaret etmektedir. Demirtaş Köyü
Höyüğü ile M. Kemalpaşa’nın Dorak Köyü ile Tahtalı Köyü’ndeki
kalıntılar, Bursa bölgesinin en az beş bin yıllık önemli bir uygarlık
alanı olduğuna işaret etmektedir.

Prusa (Bursa)’nın kuruluşu

Bursa bölgesi, MÖ. 4. yüzyılda Bithynia devleti kurulana dek çeşitli
kolonilerin ve ülkelerin egemenliğinde yaşamıştı. Ünlü Herodot
Tarihi’ne göre, o tarihte Bursa ve civarında var olan tek kent
Cius/Gemlik’tir. Cius kentinin kuruluşu MÖ. 12. yüzyıla kadar uzanır.
Apamea/Mudanya kentinin ise, MÖ. 10. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır.
Uluabat Gölü’nün üzerinde bir adada bulunan Apollonia/Gölyazı’nın ise,
MÖ. 6. yüzyıldan daha önce kurulduğu sanılmaktadır.

Krezus/Kroisos (MÖ. 561-546) döneminde Lidyalıların egemenliğine giren
Bursa bölgesi daha sonra, Pers/İran egemenliğiyle tanışmıştı. Bursa
bölgesi, bu savaşlar sırasında çok tahrip oldu. Dedalses, İranlara
karşı savaşarak Bursa bölgesinde bağımsız bir Bithynia Devleti kurdu.
Dedalses’in oğlu Botiras ve onun oğlu Bas/Byas (MÖ. 378-328) Bithynia
krallığının ilk kralı sayılmaktadır.

MÖ. 2. yüzyılda M.Kemalpaşa yakınlarındaki Melde Tepesi’nde antik
Miletopolis, 356 yılında Orhangazi’de Basilinopolis, Sölöz köyünde
Pythopolis, Yenişehir’de Otroia, Orhaneli’de Adriani, Karacabey’de
Kremastis, Eşkel’de Daskylium, Çekirge’de Plai, Kurşunlu’da Brillos,
İznik’te Nicaea antik kentleri kurulmuştu.

Bursa’nın kent statüsüne yükselip çevresinin surlarla çevrilmesi,
Bithynia kralı I. Prusias (MÖ. 232-192) döneminde gerçekleşmişti.
Kartaca kralı Hannibal, Roma imparatoru ile yaptığı savaşı kaybedince,
askerleriyle birlikte I. Prusias’a sığınmış. Hannibal, I. Prusias
tarafından büyük itibar görmesi üzerine, onun onuruna Bursa kentini
kurmuş. Kente bu nedenle Prusa adı verilmiştir. Şehir merkezine yakın
ilk yerleşimin kesin bulguları M.Ö. 2500 – 2700 yıllarını göstermektedir.

Antik kaynaklarca bugünkü Bursa’nın kurucusu olarak bilinen I. Prusias’ın
imparatorluğu zamanında Uludağ Bursa’sı (Prusa ad Olympium) adını alan
şehirden o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur.

İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia’da (Çekirge’de) yeni
hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar
bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı’da bulunmuş erken Bizans devrine
ait taban mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane’de
Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.

Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia’ya (İznik)’e bağlı
sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdü.

MÖ. 74 yılında Roma’ya bağlanan Bithynia krallığı, uzun yıllar Roma
egemenliğinde kaldı. Önce Romalıların, sonra da Bizanslıların bir ili
olarak varlığını sürdüren Bursa ve civarı Osmanlı Beyliği döneminde
dahi yabancı kaynaklarca Bithynia Beyliği veya Krallığı olarak anılmıştır.

Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli mimari
eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeoloji Müzesi’nde
sergilenmektedir.

Bursa, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere
göre büyük gelişmeler göstermiş, birçok mimari yapı ile süslenmiş;
devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuştur. I. Murad
zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazid’ın yaptırdığı
Yıldırım Külliyesi, I. Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad
zamanında tamamlanan Yeşil Külliye Bursa’nın mekânsal gelişimini etkileyen
ve bugün de ayakta duran büyük komplekslerdir.

Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu: Bursa kimin şehri?

Bursa ve civarına önceleri Bithynia denilmekteydi. Uludağ’ın güneyi ile
batısı ise Mysia adıyla anılmaktaydı. Bursa bölgesinde yaşayan Bithynialılar,
Thrak kökenliydi. Asya ile Avrupa’nın geçiş yeri üzerinde bulunduğundan,
çok farklı halklar da bölgeye yerleşmişti.

Bithyn’lerden önce bölgede Bebryk’ler oturmuştu. Sonra da Mysi’ler gelmişti.
Bithyn’ler, Thrak örf ve adetlerine bağlı oldukları için çoğu kez Asya
Thrak’ları olarak anılmıştır. Kullandıkları dilin ise Thrakça olduğu
belgelerden anlaşılıyor. Ancak, Yunan kolonilerinin etkisi ile Bithynia
halkı da yavaş yavaş Yunanlaşmıştı. Bithyn’lerden önce, bölgede Bebryk,
doğuda ise Mygdon dili konuşuluyordu. Batıda ise Mysia dili konuşulmaktaydı.

Bizanslıların 12. yüzyılda Bursa ve civarına çok sayıda Sırp ve Bulgar’ı
iskân ettiği bilinmektedir. Osmanlılar bu bölgeye geldiklerinde, Bursa ve
çevresinde çok değişik etnik gruplardan olmak üzere, Ortodoks Hıristiyanları
bulmuştu.

Ayrıca şu gerçeği de ifade etmek gerekir ki, Osmanlılar Bursa’yı aldıklarında
kent sadece hisar içinden ibaretti. Orhan Gazi şehri hisarın dışına çıkararak,
surlar dışında bugünkü Bursa’nın çekirdeğini oluşturan yeni bir şehir
kurmuştur. Okul, hastane, köprü, aşevleri, kervansaraylar, hamamlar gibi kamu
yapıları inşa edilmiş ve bunların çevrelerinde konut alanları yaratılarak
bir yerleşme geleneği başlatılmak suretiyle bugünkü “Yeşil Bursa”nın temelleri
atılmıştır.

Türklerin Bursa bölgesine gelişi

Müslümanlar ilk kez, Abbasiler (Harun Reşid) döneminde Bursa’ya kadar gelmişti.
955 yılında ise Halep’teki Hamedanlılar, Bursa’yı ele geçirip 23 yıl boyunca
Bursa’ya egemen olmuşlardır. Türklerin Bursa bölgesine ilk kez 1081 yılından
sonra geldikleri görülüyor. İznik, 1081-1097 yıllarında Anadolu Selçuklu
Devleti’nin başkentliğini yapmıştı. 1097 yılında ise bölge, Haçlı Savaşları’na
sahne oldu. İznik Haçlıların eline geçti. Alexias Kommenos’un döneminde (1097)
düzenlenen bir seferle Türkler, ilk kez Bursa’yı ele geçirmişti. Bu savaşlar
sırasında İstanbul’da Latin Hükümeti kurulunca, Bizans İmparatorluğu’nun
başkenti İznik oldu. 1204 yılında Theodor Laskaris’in kurduğu İznik Bizans
İmparatorluğu, 1261 yılına kadar varlığını sürdürdü.

Latinler İstanbul’u işgal ettikleri zaman Bizans prensleri bu yeni düşmanın
elinden kurtulmak için Müslüman yöneticilerle işbirliği yaparak Bursa’yı ele
geçirdiler. 1214 yılına kadar Rumların elinde kalan Bursa, Müslümanlara karşı
direnişte halkın gösterdiği isteksizlik nedeniyle imparator II. Andronikos’un
gazabına uğradı. Halkın büyük bölümünün malları yağma edilerek içlerinden
bazılarına sürgün ve idam cezası verildi. II. Andronikos, Latinleri yenerek
imparatorluğu tanımalarını sağlayıncaya kadar Bursa’yı bu şiddet yöntemi ile
elde tutabildi.

Beylik’ten Devlet’e (Osman Gazi Devri 1299-1324)

Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve ilk sultanı Osman Bey, Ertuğrul Gazi’nin
oğludur. Osmanlı’nın diğer beyliklere göre Hıristiyan araziye komşu olması
çok önemli bir avantaj sağlamış, onları kısa sürede büyük imparatorluk
durumuna getirmiştir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda dervişlerin büyük katkısını gören Osman Bey,
bu nedenle Bursa ve çevresindeki birçok araziyi dervişlere verdi. Kendisi de,
bölgenin en önemli dervişi olan Şeyh Edebali’nin kızını aldı. Bizans
topraklarında yaptıkları savaşlarla zenginleşen Osman Bey; Karacahisar,
Yarhisar, İnegöl’ü aldı. 1302 yılında Yenişehir’i devletin merkezi yaptı.
İznik ve Bursa’yı kuşattı ancak alamadan yaşamını yitirdi. Vasiyeti gereği
Tophane’deki Gümüşlü Kubbe’ye (Saint Elia Manastırı) gömüldü. Ölümünde özel
mülkü olarak çok az malı çıkmıştı.

Bursa’nın fethi

Osman Bey 1308 yılında Bizans tekfurlarının birleşmiş ordularını Dimboz/Erdoğan
köyü yakınlarında perişan edince, Bursa önlerine gelmişti. Bu tarihten sonra
Bursa’yı kuşatarak gözlemek amacıyla biri Kükürtlü Hamamı karşısında, Ak Timur’u
komutasında, diğeri eski Mollaarap Okulu yerinde, Balaban Bey komutasında iki
kule yaptırmıştı. Bursa’nın arkasını güvenlik altına almak için 1325 yılında
Orhaneli Kalesi fethedilince tekfur çaresiz kaldı. 6 Nisan

1326 tarihinde Bursa’yı Orhan Bey’e teslim etti. Böylece Bursa, bir bakıma
kılıçla değil, “vire” olarak anılan biçimde teslim yoluyla Türklerin eline
geçmiş oldu.

O dönemlerde top ve tüfek olmadığından kaleleri düşürmek için kullanılan en
önemli savaş taktiği kaleleri kuleler vasıtasıyla gözetim altına tutarak
giriş ve çıkışı engellemekti. Böylece kale halkını aç bırakarak, suyunu
keserek kentler kan dökmeden ele geçiriliyordu. Bursa’nın ele geçirilmesinde
de “vire” denilen bu metot uygulanmış, aç ve susuz kalan halk tekfura karşı
ayaklanmış ve şehir kan dökülmeden Osmanlılara teslim edilmişti.

Bursa’da bir imparatorluk doğuyor (Orhan Gazi Devri 1324-1360)

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in oğlu ve devletin ikinci sultanı
Orhan Bey, 1320 yılında babasının vekili oldu. 1321 yılında Mudanya’yı, 6
Nisan 1326 tarihinde ise Bursa’yı fethederek 1324 yılında tahta geçti. Bizans
ordularını 1329 yılında İstanbul yakınlarında Pelekanon’da yendi. 1331 yılında
İznik’i teslim alan Orhan Gazi Osmanlıların başkentini 5 yıl süre ile İznik’e
taşıdı.

1353’te Bizans’taki iç karışıklıklardan faydalanan Orhan Gazi, Gelibolu’da
Çimpe kalesini aldı. Gelibolu’ya geçip tüm Marmara kıyıları ile Tekirdağ’ı
ele geçirdi. Devletin temellerini oluşturan ilk yasal düzenlemeleri yaptı.
Orduyu düzenledi. Vergi yasaları getirdi. İlk kez kendi adına para bastırdı.
Bilecik tekfurunun kızı Nilüfer Hatun ile Asporça ve Bizans İmparatoriçesi
Thedora’yı eş olarak alan Orhan Gazi, kentte hızlı bir imar çalışması
başlatarak sur dışına taşan kentin çekirdeğini oluşturan cami, hamam, köprü,
çeşme, darphane, medrese gibi birçok anıtsal eseri yaptırdı.

Orhan Gazi 1360 yılında yaşamını yitirdi. O da Tophane’ye, babasının yanına
gömüldü.

İlk şehit sultan: Murat Hüdavendigâr (1360-1389)

Orhan Bey’in oğlu olan I. Murat, Lala Şahin Paşa’nın yanında yönetim ve
savaş dersleri aldı. 1340 yılında Bursa Sancakbeyi; ağabeyi Süleyman Paşa’nın
1359 yılında vefatıyla da Rumeli ordusunun kumandanı oldu. 1360 yılında
tahta geçti. 1362 yılında Edirne’yi fethederek devlet merkezini buraya taşıdı.
1364 yılında, Balkanlar’daki Haçlı ordusuyla yaptığı Sırp Sındığı Savaşı’nı
kazanarak büyük ün saldı. Osmanlı akıncıları Adriyatik denizine dayandı.
1389 yılında, I. Kosova Savaşı sonrasında şehit edilerek yaşamını yitirdi.
Bu nedenle Gazi Hüdavendigâr lakabıyla anılmıştır. Mezarı Çekirge’de, adını
taşıyan türbesindedir.

Bu dönemde tımar teşkilatı geliştirildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere
ilaveten kapıkulu askerinden maaşlı süvari ocağı kuruldu. Çekirge’deki
külliyesinde medreseli ilginç bir cami ile hamam ve türbesi vardır. Ayrıca
Hisar içindeki Şahadet Camii ile bugün Hisar’daki garnizonun bulunduğu
yerdeki sarayı da, Sultan I. Murat yaptırmıştır.

Yıldırım gibi bir sultan: I. Bayezid (1360-1403)

Sultan I. Murat ile Gülçiçek Hatun’un oğlu olan Yıldırım Bayezid 1389
yılında sultan oldu. Anadolu’daki birçok beyliğin Osmanlı’nın eline
geçmesini sağladı. Rumeli’de Haçlılar ile 1396 yılında Niğbolu Savaşı’nı
yaptı ve kazandı. Arkalarına Timur’u alan Anadolu beylikleri sultana
kafa tutunca Bayezid, Anadolu beyliklerini kışkırtan Timur ile 28 Temmuz
1402 tarihinde Ankara yakınlarında yapılan savaşı kaybetti. Bu savaşta
Timur’a tutsak olan Bayezid’in kendini zehirleyerek intihar ettiği iddia
edilir. (1403)

“Yıldırım” lakabını alan Bayezid, Bursa’da çok sayıda güzel yapı yaptırarak
Bursa’nın, devrinin en görkemli kenti konumuna gelmesini sağladı. Bursa’da
Ulucami ile, Yıldırım semtindeki külliyesi içinde cami, hastane ve hamam
ile medrese yaptırmıştır. Ancak onun Bursa’daki en önemli yapıtı Darüşşifa
adını taşıyan Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesidir. Bugünkü Bursa Çarşısı’nın
temelini oluşturan Bedesten’i de Yıldırım Bayezid yaptırmıştır. Türbesi,
Yıldırım Külliyesi’ndedir.

CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?: Karanlığın yüzü: Fetret Dönemi (1402-1413)

Bursa, Osmanlı döneminde mâmur bir başkent olarak gelişirken, Anadolu
beyliklerinin desteğini alan Timur karşısında Osmanlı’nın yenilgiye uğraması
sonucu yağma edilmiş ve Timur’un askerleri tarafından kent Ulucami ile
birlikte yakılmıştır. Bundan sonra Bursa, bir zaman, Yıldırım Bayezid’in
oğulları arasında el değiştirip durmuştur.

Ankara Savaşı’nın ardından Yıldırım’ın oğullarından İsa Çelebi’nin bazı
paşalarla Bursa’ya gelip tahta oturmasıyla şehzadeler arasında başlayan
kanlı çatışmalar, Çelebi Mehmet’in 1413 yılında tahtı ele geçirmesiyle
son bulmuştur.

Devleti ikinci kez kuran sultan: Çelebi Mehmet (1413-1421)
Sultan I. Bayezid ile Devlet Hatun’un oğlu olan Çelebi Mehmet, Osmanlı
padişahlarının beşincisi ve Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusudur. Çelebi
Mehmet, Ankara savaşından (1402) sonra parçalanan Osmanlı topraklarını
yeniden bir idare altında birleştirmek için kardeşleri Süleyman, İsa ve
Musa Çelebi ile mücadele etti. Böylece Osmanlı Devleti’ni karşılaştığı bu
büyük bunalımdan kurtararak devletin birliğini sağlayan Çelebi Sultan
Mehmet, her şeyden önce elden çıkan toprakları geri almaya çalıştı.

Şeyh Bedreddin isyanını bastıran Çelebi Mehmet, 26 Mayıs 1421 tarihinde
Bursa’da yaşamını yitirdi. Yeşil semtinde bulunan eşsiz güzellikteki Yeşil
Türbe’ye defnedildi. Çelebi Mehmet sağlığında, türbenin bulunduğu mekana
içinde medrese, cami ve imaret bulunan “Külliye”yi inşa etmişti. Aynı
zamanda divan şairi olan Çelebi Mehmet Edirne’de bir cami ve bedesten,
Amasya’da da oğlu Kasım için bir türbe yaptırmıştır.

CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?: Dervişane bir sultan: II. Murat (1421-1451)

Çelebi Mehmet ile Emine Hatun’un oğludur. 1415 yılında Amasya Sancakbeyi
oldu. 1420 yılında Börklüce Mustafa ile Anadolu beyliklerinden Germiyanoğulları,
Ramazanoğulları ve Menteşoğulları’nın isyanlarını bastırdı.

1430 yılına Venedikliler’den Selanik kalesini aldı. 1444’te Varna, 1448’de II.
Kosova Savaşı’nda kazandığı başarılarla Balkanlar’da devletin sınırlarını
genişletti.

Karacabey’de topladığı devlet yöneticilerinin huzurunda saltanattan vazgeçtiğini
ilan etti. Bir süre Karacabey’de inzivaya çekildi. Daha sonra Çandarlı Halil’in
baskısı ile tekrar tahta geçmek zorunda kaldı. 47 yaşında iken 3 Şubat 1451 günü
yaşamını yitirince, Muradiye’deki türbesine gömüldü. Vasiyeti üzerine türbesinin
üstü açık, sandukası üzerinde de toprak vardır.

Sultan II. Murat’ın Muradiye semtinde yaptırdığı külliyesinde; cami, hamam,
medrese ve imaret bulunup tümü günümüze gelebilmiştir. Sultan Murat, duygusal
ve şair yönü olan bir kişi olup ayna zamanda divan şairi, müzisyen ve hattattır.

CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?: Manevi Başkent Bursa

Fatih (1451-1481), İstanbul’u aldıktan sonra Bursa ikinci plana itilmiştir. Bu
nedenle de Bursa, hep ikinci ya da manevi başkent oldu. Örneğin Fatih vefat edip
II. Bayezid padişah olunca (1481-1512), kardeşi Cem de 1481 yılında Bursa’ya
gelip padişahlığını ilan etmişti. Bahtsız Şehzade Cem, Bursa’da 18 gün süren
padişahlık yaptı, burada kendi adına para bastırdı. Sonradan bu durum,
Bursalıların Sultan tarafından cezalandırılmasına neden oldu. II. Bayezid,
1512’de Bursa’ya girince, Yeniçeriler şehri yağma etmek istediler, yağma son
anda önlendi.

Yavuz Selim padişah olunca da, bu kez kardeşi Korkut aynı şeyi yaparak Bursa’da
padişah olmak istedi. Ancak Şehzade Korkut’un Bursa’daki saray-ı âmire’den
tüfekleri almak istemesine Bursalılar engel oldu. Daha sonra Şehzade Ahmet de,
Bursa’yı alarak hükmetmek istemiş, ama başaramamıştı.

Zor yıllar: İşgalden kurtuluşa Bursa

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye İtilaf Devletleri tarafından işgal
edilmişti. 1920 yılında Yunanlılar önce İzmir ve çevresini ardından 2 Temmuz 1920
tarihinde Mustafakemalpaşa ve Karacabey’i işgal ettiler. 6 Temmuz’da ise Gemlik
İngilizler tarafından işgal edildi.

Bursa’da, Osmanlı döneminden sonra en büyük acı Yunan işgali ile yaşandı.
Ankara’daki TBMM kürsüsü üzerine, Bursa düşman işgalinden kurtuluncaya kadar
kalmak üzere siyah bir örtü örtüldü.

O zor yıllarda Bursa’da yaşayanların neredeyse üçte biri gayrimüslim olduğu için
bazı Bursalılar silahını alıp dağlara çıkmıştı. Kentte kalanlar ise, Kuvvay-ı
Milliye için istihbarat çalışmaları yapmıştı. Yunanlıların Osman Gazi türbesine
hakarette bulunmaları Bursalıların işgalcilere karşı daha da kinlenmesine sebep
oldu. Bursa, 2 yıl, 2 ay 2 günlük işgalden sonra 11 Eylül 1922 günü kurtarıldı.
Yunan askerlerinin şehirden çekilmesinde, Türk ordusunun olduğu kadar, silahlı
milislerin de katkısı büyük olmuştur.

CHP Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu?: Çağdaş Bursa’nın karşılaştığı sorunlar

İşgal döneminde Bursa halkı çok zor yıllar yaşadı. Özellikle köylerde çok
sayıda insan ölmüş, birçok köy de yakılmıştı. İşgal yıllarında Bursa’da da
birçok mahalle yakılmış, yıkılmıştı. Cumhuriyet sonrasında; Bursa nüfusunun
yaklaşık üçte birini oluşturan gayrimüslimlerin kenti terk etmesiyle yeni,
farklı bir bunalım yaşandı. Giden gayrimüslimlerin yerine gelen “Mübadele
göçmenleri” her şeye yeniden başlamak zorundaydı. Zaten Bursa, 1880’li yıllardan
beri yoğun bir göçmen akınına uğramıştı. Daha bu göçmenleri bünyesinde
hazmedemeden, önce Balkanlar’dan gelen göçmenler, daha sonra mübadele ile
Yunanistan’dan gelen göçmenler Bursa’yı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük
bir sosyal ve ekonomik sorunlar yumağı haline getirdi. Çünkü Bursa’yı terk
eden gayrimüslimlerin çoğu esnaf ve tüccar iken, yerlerine gelen göçmenlerin
hemen tamamının çiftçi olması sorunları daha da artırmıştı. Gelen göçmenlerin
büyük bölümünün Türkçe dahi bilmeyip, faklı geleneksel ve kültürel özellikler
taşıması, Cumhuriyet Bursa’sı için farklı ve ciddi sorunların ortaya çıkmasına
sebep oldu. Ancak Cumhuriyet yönetimi, kısa sürede Bursa’daki bu toplumsal ve
kültürel sorunları aşmayı bildi.

Genç Cumhuriyet, yakılmış, yıkılmış bir Bursa’dan kısa sürede modern bir kent
yaratmayı başardı. Yeniden ipek fabrikaları kuruldu, gerek kent merkezi,
gerekse ilçe ve köylerinde büyük bir imar atılımı başladı. Cumhuriyet
devrimlerine de sahip çıkan Bursa, çok kısa süre içinde büyük bir gelişme
göstererek ülkenin dördüncü büyük kenti haline geldi.

Chp Bursa Belediye Başkan Adayı Kim Oldu: Atatürk ve Bursa

Atatürk, milli mücadelenin merkezi olan Ankara’yı başkent yaptı ama Bursa’yı
da çok sever ve ilgi gösterirdi. Nitekim Atatürk’ün en çok ziyaret ettiği
illerin başında Bursa gelir. Atatürk, 1922 yılından ölümüne kadar Bursa’ya
18 kez gelmiştir.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın hemen ertesinde, 17 Ekim 1922 tarihinde Bursa’ya
ilk ziyaretini yapmıştı. Bu gezisi sırasında yaptığı konuşmasında Atatürk:
“Artık ordularımızın yaptığı savaş bitti. Şimdi eğitim ve ekonomik alanda
bir savaşa hazırlanıyoruz” demişti.

31 Ağustos – 11 Eylül 1924 tarihlerindeki üçüncü gelişinde ise Atatürk artık
cumhurbaşkanıdır. Bursa’nın kurtuluş törenlerinde yaptığı konuşmada şunları
söylemiştir: “Devrimlerimiz, Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğunu
yüklenmiştir. Bize düşen, onu anlatmak ve değerlendirerek çalışmaktır”.

Atatürk, yapacağı her devrim öncesinde mutlaka Anadolu’yu gezer, nabız
yoklardı. Bu gezilerine de Bursa’dan başlardı. Yine Harf Devrimi öncesinde,
27 Ağustos 1928 tarihinde Bursa’ya gelmişti.

26 Mart 1937 tarihindeki gelişinde ise Bursa gençlerine bir söylev vermişti:
“Yorulmadan beni izleyeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, benim sizden
istediğim, yorulduğunuz zaman dahi, durmadan yürümek, dinlenmeden beni takip
etmektir. Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni
izleyeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmazlar.”

Atatürk, en renkli gezisini de aramızdan ayrıldığı yıl, 1 Şubat 1938 tarihinde
Bursa’ya yapmıştı. Uzun süredir hasta olan Atatürk, Bursa’da dans etti, eğlendi.
Adeta son baharını yaşadı Bursa’da… Atatürk kendisi için Bursa Belediye
salonunda verilen baloda öylesine neşelendi ki, orkestrayı durdurup zeybek
çaldırdı. Salonun ortasına geçip zeybek oynadı. Bursa, Atatürk Türkiye’si
ile aydınlandı. Bütün Türkiye gibi Bursa ve Bursalılar da ona çok şey borçlu.
Bütün Türkiye gibi Bursalılar da onu asla unutmayacak…

Yorum Yap